25 Ekim 2010 Pazartesi

İlk Adımlarım

Sabah beraber "Rolling Stones" dinliyorduk. Keyifle tempo tutarak. Birden ellerimi tuttun ve adım atarak etrafımda döndün. Tekrar i-pod'un önünde durdun. ellerimi bırakıp büfeye yaslandın ve tempo tutmaya devam ettin. İlk adımlarını böylece atıverdin. Yoksa ilk dansın mı demek gerek :)

19 Ekim 2010 Salı

Lyon, Avignion, Marsilya

İlk yurtdışı gezimiz Fransa'nın Provence bölgesine. Beraber ilk bayramımızı da orada kutladık. Çok uyumlu bir seyahat arkadaşısın. Gezmeyi annen ve baban gibi çok seviyorsun. İnsanlarla hemen kaynaşıyorsun. Hatta merhaba der gibi yüzlerine bakıp onlar tepki verinceye kadar bekliyor, verdiklerinde hemen utanıp gülümsüyorsun.


Yola çıkarken sabah erkenden Anneannen hazırladı seni. Kahvaltımızı Atatürk havaalanında yaptık. Uçakta yanımızda Maya adında 18 aylık bir kız ve ailesi de vardı. 3,5 saatlik yolculukta biraz uyudun, merakla etrafa gülücükler verdin, nerdeyse herkesle kaynaştın.

Dosya:Mademoiselle D'Avignon.jpgLyon'da Ada'larla beraberdik. Sonra biz araba ile Vien, Avignion , Marsilya, Arles, Gordes, Orange devam ettik. Bayram sabahı Avignion'da Sinan'larla kahvaltı yaptık.

Avignion vbir ortaçağ kenti, dokusunu korumuş. Bir zamanlar papalık Roma'dan buraya taşınmış. O kadar çok gelir elde etmişler ve zevku sefaya düşmüşler ki Roma tekrar papalığa el koyup Vatikan'a taşımış. Avignion aynı zamanda bir üniversite şehri. Ve babanın okulu Saint Joseph'in vakfıda burada.  bir de Picasso'nun Avignion'lu kızlar tablosu var.

Tabii Provence deyince akla enfes şaraplar geliyor. Sen de bunların tadına baktın. Şimdilerde favorimiz Châteauneuf-du-Pape.

Yasasin, El Salliyorsun

El salliyorsunnn.

12 Ekim 2010 Salı

9 ay dolarken

Oglusum cok guzel pozlar veriyorsun. Surekli bir hareket halindesin. Ya koltuğun kenarında kalkıyorsun, ya oyun oynuyor ya da bir anda kesfettigin parmakliklari emekleyip acmaya calisiyorsun. Yemek masanin ve yurutecinin alti bu aralar en sevdigin oyun alanlarindan.

10 Ekim 2010 Pazar

Pide Yiyorum

Pazar kahvaltısına Sinan Abi ile "Fatih Pideci"sine gittik. Pideler çok sıcaktı, senin de pek keyfin yoktu. Süt ve yoğurt ile kahvaltı yaptırmaya çalıştım. İtiraz ettin. Meğer ben de büyüdüm pide istiyorum diyormuşsun. Önce pidenin kenarlarını emdin. Koparamayınca iyice kızdın. Pidenin içindeki soğanlı  kıymayı kaşıkla ağzına verince sorun çözüldü. Açıkmış benim oğlum ve bizim yediğimizden yemek istiyormuş. Bir tanesinin içinin neredeyse tamamını yedin, üstüne de biraz peynirli pide. Yarasınnn :)

9 Ekim 2010 Cumartesi

Annenin Lise Arkadaşları

İFL buluşması yaptık. Bizim evde, cumartesi günü. Kimler yoktu ki. En önemlisi sevgili kankan Çınar vardı. Uzun zamandır beraber olamamıştık. Beraber oynamaya çalışamnız (Ece ve ben) biz anneler için acaip mutluluk vericiydi. İşte resimler;

7 Ekim 2010 Perşembe

Yasasin tum gun beraberiz :)

Sabah uyandiginda benim hala yatakta oldugumu gorunce sanki ise gitmeyecegimi anlamis gibi sevindin. Fena usuttugum icin bugun gidemedim ise. Sen de nasil anladiysan sevinc kahkahalari attin sanki. Baban seni yataktan alip yere birakti, emeklemen icin. Beni goremeyince soylenmeye basladin. Seslendim, gulerek yataga tirmanmaya calistin. Coook keyifliydin cook.

Anneannen, deden ve Vicdan anneannen coktan gelmislerdi. Beraber asagiya indik. Baban kahvalti yapmadan cikti. Biz de seninle oturduk masaya, biraz itiraz ettin ama. Labne peyniri, yumurta sarisi, pekmez, domates, ekmek ve sutten olusan kahvaltini yaptin.

6 Ekim 2010 Çarşamba

Telefonumu yedirmem :)

Cep telefonu, foroğraf makinesi ,televizyon dikkat çekici şeyler. Cep telefonundan (speaker'ını açarak) konuşmayı da öğrendim. Ama ağzına almak olmuyor. Pisss annceim, mikrop dolu. Senin tatlı ağzına girmesein onlar.

Akşam eve geldim. Seninle oynamaya başladık. Babanı aradım, gecikti biraz, herkes acıktı, balık getirmesini bekliyoruz. Telefonu görünce eline almak istedin ve arkasından da ağzına götürmek. "Telefonu ağzına alma" dedim, kızdın, bana baktın. Tekrar ağzına götürmeye başladın. "Ağzına alma telefonu" dedim. daha çok söuylendin bu sefer. Her tekrarda biraz daha kızdın, ama ben sakin sakin devam ettim ( en azından öyle sanıyorum). Sonra telefonu elinden bırakıp bir ağlamaya başladın. Offff. Kucağıma almam bile seni susturmadı. Alen'e mama verdik, biraz dikkatin dağıldı.

Sanırım artık "hayır"ları anlama zamanın gelmiş. Herşey kendi istediğin gibi olsun diyorsun. Ama öyle olmuyor ki oğlum. Üstelik bunlar senin iyiliğin için :) Eminim bu cümleyi daha çooook duyacaksın.

5 Ekim 2010 Salı

Serhan'la Bodrum Yalikavak

Bodrum'a Burcun ve Mete'nin dugunu icin gitmistik. Yaz ve deniz sezonunu kapatmak icin guzel bir firsat oldu.

Yaşasın denizzzz
Yalikavak marina'da Serhan sana cok guzel pozlar verdirdi. Nasil mi?
Bodrum Yalıkavak Marina