Tatli melegim, bebegim
Simdi uyuyorsun ya karyolanda ben seni ozluyorum. Uyansa da yanima alsam, emzirsem, sarilsam diye bekliyorum. Yanima bir turlu sigmiyorsun. Bir yastiga sariliyorsun, bir arkani donup atiyorsun, sonra uzunlamasina bir pozisyon aliyorsun. Sevgiyle icimde tarif edemedigim bir mutlulukla seyrediyorum seni. Sabah ucte, beste zevkle seyrediyorum. Incecik ipek saclarini oksuyorum. Goz kapaklarini, yanaklarini seviyorum. Sariliyorum. Ayaklarini, ellerini opuyorum. Kocaman oldun inanamiyorum. Seni cook seviyorum.
. Sami 6 Subat'ta Amerika'dan gelecekmis. Gelirken getirmesi icin birseyler siparis ediyoruz internetten. Iki gundur sana Stride Tide'dan ayakkabi alayim diye ugrasiyordum. Bir taraftan da Amazon'u deneyim dedim. Yanlislikla dort ayakkabi siparis etmisim bile ikisi de ayni ustelik.
31 Ocak 2011 Pazartesi
30 Ocak 2011 Pazar
Kaydıraktan da kayarım
Babaanne , Yavuz dede ve Enver dede ile Hıdiv Kasrı'na gittik. Hava çok güzel, güneş muhteşem. Hiçbir anını kaçırmak istemedim. Dedeler iki elinden tutup oyun parkına kadar yürüttüler seni. Herkeste bir keyif bir keyif. Sonra seni kucağıma alıp kaydırağa koydum. Aaaa, herkes şaşırdı. Sen de... Ve Bırakınca aşağıya kadar kaydın. Çok keyif aldın. Çok keyif aldım. Dedeler ve babaannen de.
Bu ilk anı beraber yaşamak çok güzel bir duyguydu. Sense defalarca her seferinde daha yüksekten kayıp tadını çıkardın.
Salıncağı sevmedin. Sınırlıyor ya seni...Sınırlandırılmayı sevmeyen oğlum benim.
Bu ilk anı beraber yaşamak çok güzel bir duyguydu. Sense defalarca her seferinde daha yüksekten kayıp tadını çıkardın.
Salıncağı sevmedin. Sınırlıyor ya seni...Sınırlandırılmayı sevmeyen oğlum benim.
27 Ocak 2011 Perşembe
Alen ve Pirelli açıkmış, hadi mama verelim !
Kedilerin yanına inmek istedin. İndik beraber. İkisi de saunadaki yerlerinde kıvrılmış yatıyordu. Mama kutusunu aldın eline. Taşıyamayacağını düşündüm. Bayağı bir taşıdın. Yoruldun yere bıraktın. Yardım falan istemedin, ağlamadın. Sonra tekrar aldın eline -tek eline, mama tabaklarına kadar hiç durmadan taşıdın bu sefer.
Veee, kutuyu mama tabağının üzerine koyup kedileri çağırdın. Tabii Pirelli çoktan gelmişti. Alen biraz nazlı. Aç değil gibi. Kutunun kapağını açıp ikisinin de mama tabağına koydum. Sonra aynı şeyi taklit ettin. Alen yemedi. Mama kutusunu ona götürüp ısrar ettin. Ve sen bunları yaptığında 12 ay 2 haftalıksın. Ve ben inanamıyorum ne kadar çabuk büyüyormuş bebekler.
Oğlum tüm bu güzellikleri yaşattığım için teşekkürler, seni çokk seviyorum.
Veee, kutuyu mama tabağının üzerine koyup kedileri çağırdın. Tabii Pirelli çoktan gelmişti. Alen biraz nazlı. Aç değil gibi. Kutunun kapağını açıp ikisinin de mama tabağına koydum. Sonra aynı şeyi taklit ettin. Alen yemedi. Mama kutusunu ona götürüp ısrar ettin. Ve sen bunları yaptığında 12 ay 2 haftalıksın. Ve ben inanamıyorum ne kadar çabuk büyüyormuş bebekler.
Oğlum tüm bu güzellikleri yaşattığım için teşekkürler, seni çokk seviyorum.
25 Ocak 2011 Salı
Baba Kırgızistan'da
Baban dün Kırgızistan'a gitti, yeni başbakanla görüşmek için.
Sen büyüdüğünde belki baban da başbakan olmuş olur.
Sen büyüdüğünde belki baban da başbakan olmuş olur.
15 Ocak 2011 Cumartesi
14 Ocak 2011 Cuma
5 Ocak 2011 Çarşamba
On birinci ayda neler öğrendin?
Herşeyin tadına bakmayı. Dilini değdirmeden ne olduğunu anlamıyorsun? Oyuncakların, terliğin, televizyonun, telefon ve i-pad;in arada tadına bakman gerekiyor.
Yürümeye başladık sonra elimizi tutup kaldırıyorsun, gitmek istediğin yere götürüyorsun. Bazen ne yaptığını anlamak bizim çin zor oluyor tabii. Yerde oynarken kocaman terlikleri alıp ileri geri itiyormuşsun gibi geliyor. Halbuki "Hadi giy de kalkalım" demek istiyorsun.
Altını değiştirmek, birşeyler giydirmek tamamen imkansız olmaya başlamıştı Bir gün eline kitabını verdim ve sen onu okurken :) rahat rahat altını değiştirebildiğimi keşfettim. Ee ben de keşfediyorum :))
Espriler bile yapıyorsun. Oyuncakları oraya buraya atıp sonr ellerini açıp "Yok" diyorsun sanki. Ve tabii ki "Ceee" oyunu. Her zaman favorimiz. Perdenin arkasında dakikalarca oynayabiliyorsun.
Oğlum seni çookk seviyorum.
Yürümeye başladık sonra elimizi tutup kaldırıyorsun, gitmek istediğin yere götürüyorsun. Bazen ne yaptığını anlamak bizim çin zor oluyor tabii. Yerde oynarken kocaman terlikleri alıp ileri geri itiyormuşsun gibi geliyor. Halbuki "Hadi giy de kalkalım" demek istiyorsun.
Altını değiştirmek, birşeyler giydirmek tamamen imkansız olmaya başlamıştı Bir gün eline kitabını verdim ve sen onu okurken :) rahat rahat altını değiştirebildiğimi keşfettim. Ee ben de keşfediyorum :))
Espriler bile yapıyorsun. Oyuncakları oraya buraya atıp sonr ellerini açıp "Yok" diyorsun sanki. Ve tabii ki "Ceee" oyunu. Her zaman favorimiz. Perdenin arkasında dakikalarca oynayabiliyorsun.
Oğlum seni çookk seviyorum.
1 Ocak 2011 Cumartesi
Yeni yilin ilk gununde Sultanahmet
Yeni yili girdik. Guzel bir gun. Tam Sultanahmet zamani. Ilk ziyaretin olmayacak, ama her seferinde sen de benim ve baban gibi cok keyif alacaksin.
Babaanne ve Yavuz dedenle gittik. Meydanda soyle bir dolastik. Kagit helve yedik seninle ya da kagit helva olduk demek lazim :) Uzerine de birazcik su. Hava soguktu bayagi. Usuduk. Sonra Four Seasons"ta bes cayi yaptik.
Babaanne ve Yavuz dedenle gittik. Meydanda soyle bir dolastik. Kagit helve yedik seninle ya da kagit helva olduk demek lazim :) Uzerine de birazcik su. Hava soguktu bayagi. Usuduk. Sonra Four Seasons"ta bes cayi yaptik.
Kaydol:
Yorumlar (Atom)


