30 Eylül 2010 Perşembe

Anneci olmak

Dün eve geldiğimde hemen kucağıma gelmek istedin ve neredeyse sabaha kadar o istekleydin. Beraber kitap okuduk, müzik dinlediki dans ettik, oyuncaklarınla oynadık. Her seferinde zevkle oynadığın halde kucağımda olmadığını hissettiğin anlarda hemen yüzünü buruşturup kucağıma geridöndün. Akşam yemeği de yemedin. Birkaç lokma karnıyarık, pilav ve yoğurt vermeye çalıştım. Kucağımdayken beceremedim doğrusu. Hepsi üzerime döküldü.

Sabah 7:30'da tüm sevimliliğinle uyanıp yatakta oturur pozisyonunu aldığında ben gözlerimi açamıyordum. Pat pat üzerime vurup beni uyandırmaya çalıştın. Olmadı :) Babana rica ettim seni babaannenin yanına götürdü.


Bir saat sonra uzanıp kalktığımda seni karyolanda mışıl mışıl uyuyor buldum. Yanağını okşayıp "bay bay" diyerek çıktım evdem. Seni seviyorum boncuğum.

29 Eylül 2010 Çarşamba

Gece uyanıp oyun istedin, sabah da başka bir tatlıydın

Gece üç civarında uyandın. Ağlamadan. Emzirip tekrar uykuya dalmanı bekledim, ama bu gece olmadı. Yatakta başını bir oraya bir buraya koyup uykuya dalmaya çalıştın. Bir süre sonra bu hareketler iyice uyandırdı seni. Kucağıma alıp salladım. Olmadı. Biraz oyun oynadık odanda. Uyku gözünden akıyordu ama uykuya dalmak istemedin. Kucağımda gezdirdim, beraber ninni söylemeye başladık ve tabii ağladın. Gözünden uyku akan ve uyumayı hala seven bir anne için çok kolay değildi. Gecenin bir yarısı da olsa başbaşa olmak, kucağımda bana sıkı sıkı sarılman, yüzüme bakıp bakıp gülümsemen dünyalara bedel. Hep işte bu an yıllardır beklediğim o an diyorum kendi kendime. En sonunda uykuya daldın...

Sabah nasıl uyandığını görmedim. Bir baktım oturuyorsun yanımda. Bugünlerdeki en büyük korkup ben farketmeden uyanman ve yatakta gezinmeye başlayıp düşmen. Allah korusun !!! Babanla konuşuyordunuz. Ben uyanınca baban yeniden uykuya daldı ve horlamaya başladı. Sen de tüm sevimliliğinle oturduğun yerden ona doğru uzanıp yüzüne vurmaya başladın. Kafanı da şarkı söyler gibi sallayınca anladım ki horultuya tempo tutuyorsun aslında. Çok tatlısın bebeğim. İlerde de kapı gıcırtısına oynarsın herhalde.

28 Eylül 2010 Salı

"Hammm"

Eve geldim. Seni özlediğim kadar sen de beni özlemiştin. Kucağıma aldım sarıldım sana. Seni boynundan, yanaklarından, göbeğinden "hamm" yaparak seviyorum. Arada acaip sesler çıkararak... Beni kollarınla ittin yüzüme bakmak ister gibi sonra "hammm" yaptın :) İnan bir an da korktum, şaşkınlıktan. Ne yaptığını anlayamadım. Neyse anneannen de görmüş, "haaammm yaptı sana annesi, seni yiyecekmiş" deyince rahatladım.

21 Eylül 2010 Salı

Kendi kendine kalkmayı tercih ediyorsun. Onu anladık. Yardım edince hafifçe söylenip kendini yere bırakıp yeniden başlıyorsun. Bugün ayağa kalkıp şöyle bir dik durduktan sonra kendini arkaya doğru popo üstü atmayı öğrenmişsin. Öyle bir bırakıyorsun ki kendini her seferin de popon  acıyacak diye endişe ediyorum. Tabii ki senin yüzünde öyle bir ifade yok, gaayyyeeet mutlusun bebeğim.

Alen'le oynamak için heyecan içindesin. Her fırsatta ona doğru emekleyip bir yerlerini yakalamaya çalışıyorsun. Benim saçımı çektiğin gibi tüm kuvvetinle tüylerine yapışıyorsun. Anneannen, Alen'in yanına bırakmaya cesaret edemediğinden seni yürütecine bindirdi. Hızla Alen'i yemek yediği yerde köşeye sıkıştırıp kuyruğuna yapıştın. Nasıl mutluydun, nasıl kahkahalar attın? Hep birlikte çok eğlendik.

Dedenle hergün site içinde tur atıyorsunuz. Güvenliğe kadar gidip Ertuğrul'la, Mert gezmeye çıktıysa onunla muhabbet. Siteye giren çıkanları takip. Kedilerin oyunları. Bazen Ekin'le merabalaşma. Biraz çocuk parkı. Uzuuuuun bir turdan sonra bile olsa eve dönüş yoluna koyulduğunuzda mızırdanmaya başlıyormuşsun. Oğluşum ne zaman öğrendin sen bunları ? Hangi arada çözdün evin kapısı açıldığında birilerinin dışarı gittiğini, seni götürmezlerse ağlayabileceğini ya da eve girmek istemediğinde hemen söylenmeyi????

20 Eylül 2010 Pazartesi

Aaaaaaa

Sayiyorum:
-ayaklarin, ozellikle parmaklarininarasi kokmaya basladi.
-ilk Baby Einstein dvd'sini izledik seninle beraber. Animals. Cok gulduk, biraz korktuk, ama cook eglendik.
-illa kendin kalkmak istiyorsun ayaga. Asla yardim kabul etmiyorsun. Zorla seni kollarindan kaldirip kanepeye tutundurursam tekrar oturup kendi kendine kalkmaya calisiyorsun
-Sarkilar soyluyorsun.Sozler hep ayni 'aaaa aaaa aa' :)

15 Eylül 2010 Çarşamba

Hergün yeni bissürü keşfimiz var

Kaya bebek hızla büyüyor. Göz kırpıyor, el sallamıyor ma elini kaldırıyor, kedi, kopek, kuslarin pesinden gitmek istiyor. Ve bisküviyi eline ön alt iki dişi alıp dişine sürte sürte yediği gibi makarnama ağzı sulanarak bakıyor, parçalayarak verdiğim spagettileri büyük bir zevkle yiyor. Daha dün (ama gerçekten dün) püresini, elmasını yememek için ağzını sımsıkı kaparken bugün tabağımdakilere sulanıyor.
Sabah mutfakta mamasını hazırlarken her zmanki gibi onu salondaki halının üzerine bırakmıştım. Ya yanıma gelir emekliyerek ya da kanepeye tutunarak kalkar şarkı söylemeye başlar diyordum. Bir iki dakika içinde salona döndüğümde merdivenlere kadar sessizce emeklediğini ve trabzanlardan tutunarak kalkmaya çalıştığını gördüm. Tabii ki yeni birşey keşfetmiş olmanın mutluluğu vardı yüzünde.

14 Eylül 2010 Salı

Anne ile bir pazartesi


Kaya ile basbasa bir gun gecirdik. Sabah keyifle uyandigimizda saat onu geciyordu (mus). Biraz yatakta gerindik, yuvarlandik, gulduk. Sonra yerlerde yuvarlanmaya basladik. Sabah mahnmrlugu ile Kaya emin adimlarla emekliyordu. Yatak odasinin halisinin desenini inceledikten sonra aynada kendini gordu. Kendine gulumsedi. Ben banyoda yuzumu yikarken pat pat adimlarla banyoya yoneldigini duydum. Kapisinda yakaladim onu. Pencereyi acip agaclari ve bulutlari izledik bir sure. Kediler henuz gorunmuyordu ortalarda. Ya da coktan kendilerine mama verecek baska bir yer bulmuslardi.
Simdi geceyarisini gecti bile saat. Geri donup gunu yazmak tuhaf geldi birden. Kaya'nin bana bakisi, "annem" diye aglayarak her istedigini yaptirmasi, bacaklarimdan kucagima tipki minik Alen ve Maya gibi tirmanmaya calismasi, kanepeye tutunup ayaga kalktigini gormem icin hafif hafif oksurmesi ve gozgoze geldigimizde sevinc kahkahalari atmasi gunumuzun en onemli olaylari.
Yemek yemek istemediginde agzini sikica ama sikica kapatarak istemedigi hicbirseyi yapmayacak guce sahip oldugunu gostermesinin annesini sevindiriyor olmasi da lutfen kayitlara gecsin.

12 Eylül 2010 Pazar

Deniz'in Çelik'i

Deniz, Hasene ve Sahir geldiler. Bir de çok sevdiği, elinden hiç bırakmadığı arkadaşını getirmiş Deniz. Sayılar sayan, alfabeyi, şekilleri İngilizce tekrar eden ve şarkı söyleyen sevimli bir robot. Onu artık seninle arkadaşlık etmesi için bize bıraktı.
Daha sonra Yavuz deden yeni arkadaşının adını "Çelik" koydu. Uzun uzun inceledin. Elele tutmaya, şarkı söyleyip tempo tutmaya başladın Çelik'le. Çelik aynı zamanda sana yemek yedirmem için bana yardımcı oluyor.