24 Aralık 2010 Cuma

Sabaha kadar uyumak... hayal gibi

Dün ne oldu bilmiyorum? Anneanne ve babaanne ile süt almaya gitmek mi, Hıdiv Kasrı turu mu, yediklerin mi? Nedir etkin madde çözemedim. Belki de Kaan ve Ekin'in getirdiği yeni oyuncaklar...
Akşam her zaman ki saatinde yatırdım seni, geceyarısı üstünü açtın mı diye kontrol ettim. Aaaa uyanmadın. Sonra yine merak ettim, acaba uyandın da kendi kendine oynuyor musun diye? Yooo, mışıl mışıl... Neyse sabah altıya doğru bağırdın "anneee" diye. Emzirdim ve bu sefer sarılarak uyuduk. Bu rutin nasıl alışkanlığa dönüşür, göreceğiz...

22 Aralık 2010 Çarşamba

Yakisikliyim hem de cok sik

No comment!



Sissst

Kendim yiyecegim, ama nasil?

Zehra'ya gittik seninle. Mine okuldaydi. Gunlerdir yemek yerken kucagima oturup masadakilere ozellikle tabagimdakileri uzanip elliyorsun. Catalimi almak istiyorsun. Tabii vermiyorum. Zehra'da catali alip patateslere batirmaya calistin. Bir tanesini agzina bile goturdun. Yogurdunu yedirirken de ayni cabada olman hos olmadi tabii. Yogurt dogru yere sacildi. Eve donunce bari makarna yapayim onu istedigin gibi yersin diye dusundum. Bayagi cabaladin. Fena degilsin aslinda ilk deneme icin. Tabii sonucta bir tane bile makarna agzina giremedi, hepsi kendine baska yerler buldu :)

21 Aralık 2010 Salı

Mert'le Kanlica

Mert'le Kanlica'ya indik. Anneannenle beraber yuruduk. Tugce ve Mert'le orada blustuk. Iskeleye oturup birer cubuk kraker yemenizi keyifle izledik. Guvercinler, kopekler ve kediler doluydu. Bogazdan gecen vapurlarin sesleri, cay bahcesine tasan dalgalar ve durmadan donmekte olan radar ilginizi cekti. Birbirinize karsi once tepkisiz kaldiniz, sonra ellerinizi uzatip tutmak istediniz. Sanirim Mert senin gozune dokunmak istedi. Sen de seversin ya goze dokunmayi... Uc havhavli bir Kanlica'li geldi. Havhavlardan biri anne imis, diger ikisi de erkek yavrular. Yavrulardan biri nasil olduysa gelip kucagima cikti. Annesi cok kizdi ona. Kiskanmis, oyle dedi sahibi. Benim gibi di mi? Eskisi gibi degilim ama duygularimi ve bakislarimi kontrol etmeye calisiyorum. Seni coook seviyorum

19 Aralık 2010 Pazar

Mimik benim olayim

Ya bu yuz neler diyor? Nasil sekilden sekile sokuyorsun ve neden? Annecim seni yerim ben...







16 Aralık 2010 Perşembe

Ver bana

Elindekini vermeyi ogrendin. Verdikten sonra aninda yaygarayi kopariyorsun ya cok komik oluyor. Tamam kizma canim :(

14 Aralık 2010 Salı

Domates Yiyorsun, hem de buzdolabindan kapip

Buzdolabini karistirmayi tabii ki seviyorsun. Acik bulunca icindekilere uzaniyorsun. Domates en ulasilir yerde galiba. Bugun uzanip direk agzina goturdun domatesi, sanki kahvaltida veya salata icinde bayila bayila yiyormussun gibi. Mecburen elinden alip yikadim. Aglamaya baslamadan sana geri verdim.



Gayet guzel isira isira yemege basladin. Neyseki onlugunu takmama izin verdin. Yoksa guzelim mavi kardanadamli kazagin da gidecekti. Hic onluk taktirmadigin icin bircok kiyafetini feda ettik. Sinir konulmasini sevmiyorsun, sarilinca bile sikiliyorsun.



5 Aralık 2010 Pazar

Cinar'la karsilasma, seni gorunce opmeye calisti. Sen de gozunu ellemeye. Oyuncaklari paylasamadiniz. Camasir sepetini sizin icin araba yaptik. Emre (Cagdas,in oglu) sizi surekli dolastirdi. Biraz ustuste oturdunuz, ama eglendiniz.

Elektrik prizi kapaticisini sabah komidinin uzerinden aldin, yerine takmaya calistin. Fisher-price kurabiye kavanozuna sekilleri yerlestirmiyorsunuz ama sanirim motor gelisimin icin onemli bir adim oldu bu.

Muzik ve eglence hayatimizin onemli bir parcasi oldu. Kitabindaki sarkilari tekrarliyorsun, i-pod karsisinda dans edip sarkilar soyluyorsun. Tempoya uygun el cirpiyorsun, ayaklarinla birseyler yapiyorsun, Eger oturuyorsan yukari asagi hareketlerle tempoya devam ediyorsun. Arada san dersi de yapiyoruz. Siiisssttt

Yurutecini artik Mira'ya verdik. Binmiyorsun. Itmekten de vazgectin, zaten artik pazar araban var. Sadece altina giriyorsun.

Evdeki her turlu kosebucaga girip cikmayi deniyorsun. Kedilerden hicbir farkin yok. Onlar nereye girdiyse hepsini denedin. Sominenin alt koselerine bile. Odanda da eglenceli koseler yaptik. Yer minderi uzerinde yastiklar en sevdigin kose. Yastiklara gomulup oyuncak kutusunun uzerine ayagini koyup keyifli keyifli bakiyorsun. Oradan kalkip yataginin yanindan kuplerine girip oturuyorsun. Herkesin seni izlediginden emin olduktan sonra oraya buraya takilip birinden otekine geciyorsun. Biraz emekleme topuyla oynayip yatagin altindan ya da yanindan gecmeye calisiyorsun. En sevdigin sozler ise yuksek sesle 'aaaaa'....

27 Kasım 2010 Cumartesi

Uykusuz geceler

u aralar biraz uykusuzsun. Zor geciyor gecelerimiz. Gecen gece uyandin. Baban horluyordu, baktim sen de ayni melodiyi tutturmussun, "aaaaa, puffff" yapiyorsun. Gulmekten bayildim, tatliskom.

Aramizda uyurken bir turlu sigamiyorsun. Bir kalkip babana dogru kendini atiyorsun,  yastik gibi uzerinde yatiyorsun. Bir kalkip bana sariliyorsun, kollarini yukariya dogru acip meme ariyorsun. Daha yukari cikiyorsun ya da ters tarafa yatiyorsun. Geceler hareketli geciyor anlayacagin.




21 Kasım 2010 Pazar

Saçımı tarıyorummm

Sac fircasi ile sacini taradin. Once tabii ki fircanin tadina baktin bir sure. Sonra taramayi ogrendin ;)

20 Kasım 2010 Cumartesi

Kurban Bayrami

Senin icin bayram anne ve baba ile surekli arabada olmak anlamina gelmis olabilir. Aslinda gunlerdir bahcede meleyen kurbanin kesilmesi ile baslardi bizim zamanimizda. Bayram namazinda erkekler - babalar dondugunde bayramliklar giyilmis ve kahvalti hazirlanmis olmaliydi. Yani cook erken kalkmak. Bir de kavurma yenirdi diye hatirliyorum, ama o ikinci gunku kahvaltiya ancak yetisirmis meger.

Bu seneki bayramimizsa soyle basladi: sabah seninle uyanip hazirlandik. Mavi kareli gomlek ve kot pantolon uzerine de lacivert suveter giydin bayramlik olarak. Iki labneden olusan kahvaltimizi yapip Neli ile Kanlica'ya anneanne ve dedenin evine indik. Babanin iki saat kadar surecek onemli bir gorusmesi vardi. Ilk bayramlasmayi Kanlica'da yaptik, anneanne, dede ve Vicdan teyzeyi optuk. Tabii bayram harcliklarimizi da aldik. Burak dayi,Senay ve Aybefk de geldiler. Ayberk'in pesinde emeklemekren yorulmadin, biraz ayri takildi once, sonra o da senin pesinden emeklemeye basladi. Babn gelince hep beraber babaannene gittik. Pinar halan ve Selim amcanlar da geldi. Sarp ve Naz'la kikirdayarak oyunlar oynadin. Kalabalik bir oglen yemegi yedik.

Bayramin ikinci gunu babanin halasina Yesilyurt'a gittik. Ne yazik ki Deniz'lerle karsilasamadik. Oradan Baris Gunay'larla Yigit'lere gittik- meshur hamsi izgara yemege, taaa Kurtkoy'e. Aksam hep beraber anneannenlerdeydik. Ilgi odagi olmak cok hosuna gidiyor - kimin gitmez ki ? Hep bir agizdan tempo tutunca sen de kahkahalarla ellerini dizlerine vuruyorsun, el cirpiyorsun. Vicdan teyzeyle seni kiskandirma denemesi yaptik. Bana sarildigi anda nerede olsan hemen kosarak kucagima geldin. Ayni deneme babanda da basarili sonuc verdi...

Ucuncu gun biraz kalktik. Ilk ziyaretimizden sonra Nisa'lara gittik. Tabii bu gelis gidislef hic kolay olmuyor. Istanbul'da her yerde trafik bir felaket. Nisa'nin kuzeni Ilayda'ya epey ilgi gosterdir. Hatta bir ara aglarken emzigini alip uzatmissin. Ben yakalayamadim o ani. Oyuncak bebegin gibi hep gozune parmak sokmak istemek disinda gayet sevgi doluydun. En kayda deger an geliyorr: Bir ara baban yemek masasinda Ilayda'ya ilgi gosteriyordu ki kucagimdan inip masanin altindan emekliyerek babanin kucagina cikip olaya el koydun.

Dorduncu gun ise babanin dayisina gittik. Sonra Mine'lerle bulustuk. Mine'nin Kerem Can icin hazirladigi oyun cantasindaki arabalarla uzun bir sure oynadin. Annecigim sana araba alma zamani gelmis. Inanamiyorummmm. Donuste Birgul'e, Ferhan teyzeye ugradik. Aksam da Ert ve Asli geldiler.
Seninle gezmek, sosyallesmek cok keyifli. Kipir kipirsin, mutlu bir bebeksin, merakli ve ilgilisin, kendi kendine oyunlar kurabiliyorsun, evet bazen beni cok yoruyorsun surekli hareker halinde oldugundan seni takip etmem gerekiyor, ama coook tatlisin bebegim.


Bayramin besinci gunu (aslinda yok oyle bir gun ama bir bu bayram yetmediginden bir gun daha ekledim)sabah cayina Ekin'lere gittik. Onlar da genis aile kahvaltidaydi. Elif sana cok super bir muzik calar almis. Ekin'nin cay takimlari ile bol bol oynadiniz.

Bir bayram da boyle gecti.

15 Kasım 2010 Pazartesi

10. Ay aktiviteleri

Bu ay iyice buyudun. Hareketlerin, ifaden netlesti. Bana karsi cok ilgilisin ama herkesi de idare ediyorsun. Bak bakalim bu ay neler neler yapmissin:

Gece yatakta "bay bay" diye el salliyorsun. Iki elinde tutunca uzun bir sure yuruyorsun. Sana aldigim bisikletten kendi kendine iniyorsun. Yurutecini ve bisikletini itmek istiyorsun. Banyodan hala cook keyif aliyorsun.

Ellerini cirpiyorsun. Sana tempo tutunca keyifle guluyorsun. Tam istedigim gibi bana daha bagimli olmaya basladin . Yemek yemiyorsun, bayramda boool bol emdin. Cubuk biskuvi yemege basladin. Degisik sesler cikariyorsun, sanirim bariton bir sesin olacak. E


Yataktan inmeyi ogrendin. Simdilik temkinli gidiyorsun. Yatakta oynarken ya da emdikten sonra hemen arkani donup balik gibi asagiya dogru kaymaya basliyorsun. Ayagin bosluga geldiginde tereddut ediyorsun. Hemen o anda yere degsin diye bekliyorsun. Degmeyince tekrar ileri dogru surunup baska bir yerden inmeye calisiyorsun. Dayinin biz kucukken bir mercedes arabasi vardi. Masanin ustunde gider kenarlara gelince dusmeden geri donerdi. Bana onu hatirlattin. Daha alcak yataklardan kolaylikla kendini birakiyorsun. Ayagin yere degdiginde yuzunde bir rahatlama ifadesi beliriyor tatli bebegimin.

Deniz kabuklarini bir vazodan digerine koyuyorsun. Somineyi ve kozalaklari inceliyorsun. Deniz kabuklarinin oldugu vazoya ulasmak icin sominenin mermerine cikip surune surune gidiyorsun. Tabii o arada mermere, sominenin demirine carpacaksin diye benim aklim cikiyor.

Enver dedenin seni disari cikardigini artik gayet iyi biliyorsun. Gorur gormez benim kucagimdan bile ona gidip disariyi gosteriyorsun. Gezerken size eslik etsin diye Pirelli'yi cagiriyorsun.

25 Ekim 2010 Pazartesi

İlk Adımlarım

Sabah beraber "Rolling Stones" dinliyorduk. Keyifle tempo tutarak. Birden ellerimi tuttun ve adım atarak etrafımda döndün. Tekrar i-pod'un önünde durdun. ellerimi bırakıp büfeye yaslandın ve tempo tutmaya devam ettin. İlk adımlarını böylece atıverdin. Yoksa ilk dansın mı demek gerek :)

19 Ekim 2010 Salı

Lyon, Avignion, Marsilya

İlk yurtdışı gezimiz Fransa'nın Provence bölgesine. Beraber ilk bayramımızı da orada kutladık. Çok uyumlu bir seyahat arkadaşısın. Gezmeyi annen ve baban gibi çok seviyorsun. İnsanlarla hemen kaynaşıyorsun. Hatta merhaba der gibi yüzlerine bakıp onlar tepki verinceye kadar bekliyor, verdiklerinde hemen utanıp gülümsüyorsun.


Yola çıkarken sabah erkenden Anneannen hazırladı seni. Kahvaltımızı Atatürk havaalanında yaptık. Uçakta yanımızda Maya adında 18 aylık bir kız ve ailesi de vardı. 3,5 saatlik yolculukta biraz uyudun, merakla etrafa gülücükler verdin, nerdeyse herkesle kaynaştın.

Dosya:Mademoiselle D'Avignon.jpgLyon'da Ada'larla beraberdik. Sonra biz araba ile Vien, Avignion , Marsilya, Arles, Gordes, Orange devam ettik. Bayram sabahı Avignion'da Sinan'larla kahvaltı yaptık.

Avignion vbir ortaçağ kenti, dokusunu korumuş. Bir zamanlar papalık Roma'dan buraya taşınmış. O kadar çok gelir elde etmişler ve zevku sefaya düşmüşler ki Roma tekrar papalığa el koyup Vatikan'a taşımış. Avignion aynı zamanda bir üniversite şehri. Ve babanın okulu Saint Joseph'in vakfıda burada.  bir de Picasso'nun Avignion'lu kızlar tablosu var.

Tabii Provence deyince akla enfes şaraplar geliyor. Sen de bunların tadına baktın. Şimdilerde favorimiz Châteauneuf-du-Pape.

Yasasin, El Salliyorsun

El salliyorsunnn.

12 Ekim 2010 Salı

9 ay dolarken

Oglusum cok guzel pozlar veriyorsun. Surekli bir hareket halindesin. Ya koltuğun kenarında kalkıyorsun, ya oyun oynuyor ya da bir anda kesfettigin parmakliklari emekleyip acmaya calisiyorsun. Yemek masanin ve yurutecinin alti bu aralar en sevdigin oyun alanlarindan.

10 Ekim 2010 Pazar

Pide Yiyorum

Pazar kahvaltısına Sinan Abi ile "Fatih Pideci"sine gittik. Pideler çok sıcaktı, senin de pek keyfin yoktu. Süt ve yoğurt ile kahvaltı yaptırmaya çalıştım. İtiraz ettin. Meğer ben de büyüdüm pide istiyorum diyormuşsun. Önce pidenin kenarlarını emdin. Koparamayınca iyice kızdın. Pidenin içindeki soğanlı  kıymayı kaşıkla ağzına verince sorun çözüldü. Açıkmış benim oğlum ve bizim yediğimizden yemek istiyormuş. Bir tanesinin içinin neredeyse tamamını yedin, üstüne de biraz peynirli pide. Yarasınnn :)

9 Ekim 2010 Cumartesi

Annenin Lise Arkadaşları

İFL buluşması yaptık. Bizim evde, cumartesi günü. Kimler yoktu ki. En önemlisi sevgili kankan Çınar vardı. Uzun zamandır beraber olamamıştık. Beraber oynamaya çalışamnız (Ece ve ben) biz anneler için acaip mutluluk vericiydi. İşte resimler;

7 Ekim 2010 Perşembe

Yasasin tum gun beraberiz :)

Sabah uyandiginda benim hala yatakta oldugumu gorunce sanki ise gitmeyecegimi anlamis gibi sevindin. Fena usuttugum icin bugun gidemedim ise. Sen de nasil anladiysan sevinc kahkahalari attin sanki. Baban seni yataktan alip yere birakti, emeklemen icin. Beni goremeyince soylenmeye basladin. Seslendim, gulerek yataga tirmanmaya calistin. Coook keyifliydin cook.

Anneannen, deden ve Vicdan anneannen coktan gelmislerdi. Beraber asagiya indik. Baban kahvalti yapmadan cikti. Biz de seninle oturduk masaya, biraz itiraz ettin ama. Labne peyniri, yumurta sarisi, pekmez, domates, ekmek ve sutten olusan kahvaltini yaptin.

6 Ekim 2010 Çarşamba

Telefonumu yedirmem :)

Cep telefonu, foroğraf makinesi ,televizyon dikkat çekici şeyler. Cep telefonundan (speaker'ını açarak) konuşmayı da öğrendim. Ama ağzına almak olmuyor. Pisss annceim, mikrop dolu. Senin tatlı ağzına girmesein onlar.

Akşam eve geldim. Seninle oynamaya başladık. Babanı aradım, gecikti biraz, herkes acıktı, balık getirmesini bekliyoruz. Telefonu görünce eline almak istedin ve arkasından da ağzına götürmek. "Telefonu ağzına alma" dedim, kızdın, bana baktın. Tekrar ağzına götürmeye başladın. "Ağzına alma telefonu" dedim. daha çok söuylendin bu sefer. Her tekrarda biraz daha kızdın, ama ben sakin sakin devam ettim ( en azından öyle sanıyorum). Sonra telefonu elinden bırakıp bir ağlamaya başladın. Offff. Kucağıma almam bile seni susturmadı. Alen'e mama verdik, biraz dikkatin dağıldı.

Sanırım artık "hayır"ları anlama zamanın gelmiş. Herşey kendi istediğin gibi olsun diyorsun. Ama öyle olmuyor ki oğlum. Üstelik bunlar senin iyiliğin için :) Eminim bu cümleyi daha çooook duyacaksın.

5 Ekim 2010 Salı

Serhan'la Bodrum Yalikavak

Bodrum'a Burcun ve Mete'nin dugunu icin gitmistik. Yaz ve deniz sezonunu kapatmak icin guzel bir firsat oldu.

Yaşasın denizzzz
Yalikavak marina'da Serhan sana cok guzel pozlar verdirdi. Nasil mi?
Bodrum Yalıkavak Marina

30 Eylül 2010 Perşembe

Anneci olmak

Dün eve geldiğimde hemen kucağıma gelmek istedin ve neredeyse sabaha kadar o istekleydin. Beraber kitap okuduk, müzik dinlediki dans ettik, oyuncaklarınla oynadık. Her seferinde zevkle oynadığın halde kucağımda olmadığını hissettiğin anlarda hemen yüzünü buruşturup kucağıma geridöndün. Akşam yemeği de yemedin. Birkaç lokma karnıyarık, pilav ve yoğurt vermeye çalıştım. Kucağımdayken beceremedim doğrusu. Hepsi üzerime döküldü.

Sabah 7:30'da tüm sevimliliğinle uyanıp yatakta oturur pozisyonunu aldığında ben gözlerimi açamıyordum. Pat pat üzerime vurup beni uyandırmaya çalıştın. Olmadı :) Babana rica ettim seni babaannenin yanına götürdü.


Bir saat sonra uzanıp kalktığımda seni karyolanda mışıl mışıl uyuyor buldum. Yanağını okşayıp "bay bay" diyerek çıktım evdem. Seni seviyorum boncuğum.

29 Eylül 2010 Çarşamba

Gece uyanıp oyun istedin, sabah da başka bir tatlıydın

Gece üç civarında uyandın. Ağlamadan. Emzirip tekrar uykuya dalmanı bekledim, ama bu gece olmadı. Yatakta başını bir oraya bir buraya koyup uykuya dalmaya çalıştın. Bir süre sonra bu hareketler iyice uyandırdı seni. Kucağıma alıp salladım. Olmadı. Biraz oyun oynadık odanda. Uyku gözünden akıyordu ama uykuya dalmak istemedin. Kucağımda gezdirdim, beraber ninni söylemeye başladık ve tabii ağladın. Gözünden uyku akan ve uyumayı hala seven bir anne için çok kolay değildi. Gecenin bir yarısı da olsa başbaşa olmak, kucağımda bana sıkı sıkı sarılman, yüzüme bakıp bakıp gülümsemen dünyalara bedel. Hep işte bu an yıllardır beklediğim o an diyorum kendi kendime. En sonunda uykuya daldın...

Sabah nasıl uyandığını görmedim. Bir baktım oturuyorsun yanımda. Bugünlerdeki en büyük korkup ben farketmeden uyanman ve yatakta gezinmeye başlayıp düşmen. Allah korusun !!! Babanla konuşuyordunuz. Ben uyanınca baban yeniden uykuya daldı ve horlamaya başladı. Sen de tüm sevimliliğinle oturduğun yerden ona doğru uzanıp yüzüne vurmaya başladın. Kafanı da şarkı söyler gibi sallayınca anladım ki horultuya tempo tutuyorsun aslında. Çok tatlısın bebeğim. İlerde de kapı gıcırtısına oynarsın herhalde.

28 Eylül 2010 Salı

"Hammm"

Eve geldim. Seni özlediğim kadar sen de beni özlemiştin. Kucağıma aldım sarıldım sana. Seni boynundan, yanaklarından, göbeğinden "hamm" yaparak seviyorum. Arada acaip sesler çıkararak... Beni kollarınla ittin yüzüme bakmak ister gibi sonra "hammm" yaptın :) İnan bir an da korktum, şaşkınlıktan. Ne yaptığını anlayamadım. Neyse anneannen de görmüş, "haaammm yaptı sana annesi, seni yiyecekmiş" deyince rahatladım.

21 Eylül 2010 Salı

Kendi kendine kalkmayı tercih ediyorsun. Onu anladık. Yardım edince hafifçe söylenip kendini yere bırakıp yeniden başlıyorsun. Bugün ayağa kalkıp şöyle bir dik durduktan sonra kendini arkaya doğru popo üstü atmayı öğrenmişsin. Öyle bir bırakıyorsun ki kendini her seferin de popon  acıyacak diye endişe ediyorum. Tabii ki senin yüzünde öyle bir ifade yok, gaayyyeeet mutlusun bebeğim.

Alen'le oynamak için heyecan içindesin. Her fırsatta ona doğru emekleyip bir yerlerini yakalamaya çalışıyorsun. Benim saçımı çektiğin gibi tüm kuvvetinle tüylerine yapışıyorsun. Anneannen, Alen'in yanına bırakmaya cesaret edemediğinden seni yürütecine bindirdi. Hızla Alen'i yemek yediği yerde köşeye sıkıştırıp kuyruğuna yapıştın. Nasıl mutluydun, nasıl kahkahalar attın? Hep birlikte çok eğlendik.

Dedenle hergün site içinde tur atıyorsunuz. Güvenliğe kadar gidip Ertuğrul'la, Mert gezmeye çıktıysa onunla muhabbet. Siteye giren çıkanları takip. Kedilerin oyunları. Bazen Ekin'le merabalaşma. Biraz çocuk parkı. Uzuuuuun bir turdan sonra bile olsa eve dönüş yoluna koyulduğunuzda mızırdanmaya başlıyormuşsun. Oğluşum ne zaman öğrendin sen bunları ? Hangi arada çözdün evin kapısı açıldığında birilerinin dışarı gittiğini, seni götürmezlerse ağlayabileceğini ya da eve girmek istemediğinde hemen söylenmeyi????

20 Eylül 2010 Pazartesi

Aaaaaaa

Sayiyorum:
-ayaklarin, ozellikle parmaklarininarasi kokmaya basladi.
-ilk Baby Einstein dvd'sini izledik seninle beraber. Animals. Cok gulduk, biraz korktuk, ama cook eglendik.
-illa kendin kalkmak istiyorsun ayaga. Asla yardim kabul etmiyorsun. Zorla seni kollarindan kaldirip kanepeye tutundurursam tekrar oturup kendi kendine kalkmaya calisiyorsun
-Sarkilar soyluyorsun.Sozler hep ayni 'aaaa aaaa aa' :)